Mealci Okunma : 258079
Ömer Öngüt İslam alemi üzerinde, insanlık için kötü emelleri olan Yahudilerin ve işbirlikçilerinin hiç haz etmedikleri, düşmanlık besledikleri bir din büyüğü Ömer Öngüt.

Hakkında bilgi toplamaya, sizlerle paylaşmaya çalıştık. Kendisini eleştiren, düşmanlık edenlere bakınız ne güzel cevaplar vermiş.

Cemaatlere Eleştiri:

Hiç kimseye asla garaz ve düşmanlığımız yoktur. Fakat hiç kimsenin küfrüne rızâ gösterenlerden de değilim.
Biz ancak ALLAH-u Teâlâ'nın hükmünü ortaya koyarız ve o hükme göre onlara cevap veririz. Binaenaleyh ilâhî emirden çıkıp kendi arzusu ile kendi ismi altında ayrı bir din kurucuların üzerine gider ve hep Âyet-i kerime'lerle hakikati ortaya koyarız.

Bizim bütün gayemiz ümmet-i Muhammed'in birleşmesi, Nur-i Muhammedî'nin yayılmasıdır. Onun içindir ki bu bölücülerin bu yanlış hareketlerini açık olarak arzederiz. Fakat hiçbirisinden cevap gelmiş değildir. Bunların hepsinin hakkında kitaplarımız vardır;
“Âhir Zaman Âlimleri”,
“Dinine ve Vatanına İhanet Eden, Nankör Bölücü, Sahte Halife, Sahte Kahraman, Cemalettin Kaplan ve Oğlu’nun İçyüzü”,
“Küfrü Hoş Gören Narcılar’ın İçyüzü”,
“Refah Dini’ne Mensup Mahmud Efendi’nin Mollalarına Cevaptır”,
“Dinleri Süleymancılık, İmanları Para, Has Huyları Gasp, Meslekleri de Dilencilik Olan Süleymancıların İçyüzü”
Ve bu kitaplara şimdiye kadar hiçbir zaman cevap verilememiştir. Mahkemeye başvurmuşlarsa da hiçbir mahkemeyi kazanamamışlardır. Bütün deliller de elimizde mevcuttur. Sizin deliliniz var mı? Haklı olduğunuza dair bir delil göstersenize!
Diyanet derken bizim sözümüz eski Diyanet reisine idi.
Dinimiz İslâm birdir, Kitabımız Kur’an-ı kerim'dir, Peygamber'imiz Muhammed Aleyhisselâm'dır, müslümanlar kardeşimizdir. Her müslümanı kardeş olarak tanırız. Çünkü Cenâb-ı Hakk Âyet-i kerime'sinde: “Müminler ancak kardeştirler.” buyuruyor. (Hucûrât: 10) Ancak bir isimle bir din kurmuş, İslâm cemaatini bölemeye çalışmış, bir taraftan maddesini, bir taraftan imanını çalmış olanların üzerinde ahkâm ile hareket ediyoruz ve üzerlerine gidiyoruz. Ümmet-i Muhammed'i birleştirmek için her bölücünün bölücülüğünü bu şekilde söndürmeye çalışıyoruz. Asıl gayemiz, Nûr-i Muhammedî’nin yayılması, müslüman kardeşlerimizin ALLAH ve Resul’ünde birleşmesidir. Tefrikaya düşüren bölücü ve tahripçilere emniyet ve iktidâ etmeyiniz. Zira onlar “Cumayı kıldırmamak”la müslümanları münafıklığa, “Fâiz almak helâldir.” diyerek küfre itiyorlar.
Kur’an-ı kerim’de zekât verilecek yerler apaçık belirtildiği halde, gayesi dışında menfaatleri için zekât topluyorlar. Fakirin hakkını gasbediyorlar. İslâm düşmanları ile işbirliğine giriyor, iman ile küfrün karışmasına çalışıyorlar.Bu hareketleri ile hem İslâm’ı aslından uzaklaştırıyorlar, hem Ümmet-i Muhammed’in bölünmesine, hem de güzel vatanımızın parçalanmasına sebep oluyorlar. Gerçekten ALLAH ve Resul’ünde birleşelim ki, iç ve dış düşmanlara karşı mücadele edelim.
Bu Âyet-i kerime’lerle, bu gerçeklerle, kendi tuttukları yolun vicdanlarında bir muhasebesini yapıp kararlarını versinler. Ya Âyet-i kerime’lere inanacaklar, bölücülükten vazgeçecekler; ya da inkâr edecekler, yoldan çıktıklarını kabul edecekler.

Bize diyorlar ki “Siz bu beyanları ne cesaretle yaptınız, korkmuyor
musunuz?” Evet, ALLAH’tan korktuğum için yapıyorum. Bu âciz kulunu dilerse alır, dilerse bırakır. Bu bizim için farksızdır. Hiç kimseye aslâ garaz ve düşmanlığımız yoktur. Fakat hiç kimsenin küfrüne rızâ gösterenlerden de değilim. Mühim olan “Ey kulum! Müslümanları kendilerine çekip fitne çıkaran, Ümmet-i Muhammed’i paramparça yapan bölücüleri görmedin mi? Onlara karşı ne gibi bir müdahalen oldu?” suâline karşı “Yâ Rabbelâlemin! Bu hâdim-i dervişân, Ümmet-i Muhammed’e yönelen fitne ateşini elimden geldiği kadar söndürmeye çalıştım. Kullarını ALLAH ve Resul’ünde toplamak ve birleştirmek için tâkatim nispetinde gayret ettim. Rızândan gayrı kimseden bir şey beklemedim ve korkmadım.” diyebileyim. Hakikat yolunu arayana yolunu tarif etmeye çalışıyoruz.

Biz hiç kimseye bağlı değiliz, kimseden de bir şey beklemiyoruz. Biz ancak Hazret-i ALLAH ve Resul’üne -sallALLAHu aleyhi ve sellem- sığınırız. Onun içindir ki cesaretle konuşuyoruz. Kimseden de korkumuz yok. Biz “İLÂHÎ GÖRÜŞ BİRLİĞİNE DAVET” ederiz. Gelenlerin gönüllerine Hazret-i ALLAH ve Resul’ünün -sallALLAHu aleyhi ve sellem- muhabbetini ve emirlerini koymaya, her türlü bölücülükten arındırmakla yalnız Hazret-i ALLAH ve Resul’ünde -sallALLAHu aleyhi ve sellem- birleştirmeye, aralarında gerçek bir kardeşliğin tesisine gayret ederiz. Devlet ittifaktan doğar, devletsizlik ise nifaktan. Müslümanların birbirine yaklaşmaları, birleşmeleri, aralarında bir dayanışma husule gelmesi en büyük arzumuzdur. Hakk Celle ve Alâ Hazretlerimiz’den niyaz ederim ki fakirin bu arzularını basiret sahibi din kardeşlerimin ibret kulaklarına ulaştırsın, feyiz ve bereketini de ihsan buyursun.
Muhakkak iç ve dış din ve vatan düşmanlarına karşı yekvücud olmamız lâzım