Bakara Suresi Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara (sığır)” kelimesinden alır.


قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاء فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّواْ وُجُوِهَكُمْ شَطْرَهُ وَإِنَّ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ ﴿١٤٤﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

kad nerâ tekallube vechi-ke fî es semâi fe le nuvelliye enne-ke kıbleten terdâ-hâ fe velli veche-ke şatra el mescidi el harâmi ve haysu mâ kuntum fe vellû vucûhe-kum şatra-hu ve inne ellezîne ûtû el kitâbe le ya'lemûne enne-hu el hakku min rabbi-him ve mâ âllâhu bi gâfilin ammâ (an mâ) ya'melûne
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
kad muhakkak, olmuştu
nerâ görüyoruz
tekallube çeviriyorsun
vechi-ke yüzünü
fî es semâi semaya
fe le nuvelliye enne-ke artık seni mutlaka çevireceğiz
kıbleten bir kıbleye
terdâ-hâ ondan razı, hoşnut olacağın
fe velli bundan sonra çevirin
veche-ke yüzünüzü
şatra taraf, yön
el mescidi el harâmi Mescid-i Haram
ve haysu ve nerede
mâ kuntum siz olursunuz, bulunursunuz
fe vellû öyleyse çevirin
vucûhe-kum yüzlerinizi
şatra-hu onun yönüne, tarafına
ve inne ve hiç şüphesiz, muhakkak
ellezîne o kimseler, onlar
ûtû verildiler
el kitâbe kitap
le ya'lemûne elbette biliyorlar, bilirler
enne-hu onun olduğu
el hakku bir hak, gerçek
min rabbi-him onların Rabbinden
ve mâ âllâhu ve Allah değildir
bi gâfilin gâfil
ammâ (an mâ) şey(ler)den
ya'melûne yapıyorlar

Biz, senin (ilâhi emri bekleyerek), yüzünü göğe çevirdiğini görüyorduk. Artık mutlaka seni razı (hoşnut) olacağın kıbleye döndüreceğiz. Bundan sonra yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz nerede olursanız (namazda) yüzlerinizi o yöne çevirin. Ve muhakkak ki kendilerine kitap verilenler, bunun Rab’lerinden bir hak (gerçek) olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Bakara Suresi 144. Ayeti Ahmed Hulusi Meali

Biz, vechinin semâda takallüb ettiğini (Hakk'ı müşahede âleminde hâlden hâle girdiğini) görmekteyiz. ("Hakk'ın vechi ne yana dönersen orada" gerçeğince, niçin illâ Kudüs'e bağlı kalayım, İbrahim'le davet ettiği Kâbe varken, düşüncesi. ) Artık seni razı olacağın bir kıbleye elbette döndüreceğiz. O hâlde vechini (yüzünü - Hakk'ı müşahedeni) Mescid-i Haram'a (Kâbe - içi mutlak yokluk - gayb olana) döndür. Ve nerede olursanız olunuz "vech"lerinizi O'nun tarafına döndürün. Muhakkak ki kendilerine Kitap (hakikat ve Sünnetullah bilgisi) verilenler bilirler ki o, Rablerinden bir HAK'tır! Allâh onların hakikatleri olarak, yaptıklarından gâfil değildir.

Ahmed Hulusi