Mekke döneminde inmiştir. 112 âyettir. “Enbiyâ”, peygamberler demektir.


فَإِن تَوَلَّوْا فَقُلْ آذَنتُكُمْ عَلَى سَوَاء وَإِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ ﴿١٠٩﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

fe in tevellev fe kul âzentu-kum alâ sevâin ve in edrî e karîbun em baîdun tûadûne
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
fe in o zaman, bundan sonra eğer, ... olsa
tevellev dönerler
fe kul o zaman de ki
âzentu-kum size ilân ettim, bildirdim
alâ sevâin eşitlik üzere, eşit olarak
ve in edrî ve eğer bilseydim (ki bilmiyorum)
e karîbun yakın mı
em yoksa, veya
baîdun uzak
şey
tûadûne vaadolundunuz

Bundan sonra dönerlerse, o zaman de ki: “Size müsavi olarak (herkese eşit şekilde), (Allah’ın emirlerini) bildirdim (ilân ettim). Vaadolunduğunuz şey (azap) uzak mı yoksa yakın mı (eğer) ben bilseydim (bilmiyorum).”

ENBİYÂ SURESİ 109. Ayeti Mustafa İslamoğlu Meali

Fakat eğer (bu davetten) yüz çevirirlerse, o zaman da de ki: "Ben bu daveti hiçbir ayrım gözetmeden hepinize duyurdum; ne var ki ben tehdit edildiğiniz (Hesap Günü'nün) yakın mı uzak mı olduğunu da bilemem."

Mustafa İslamoğlu