Hud Suresi Mekke döneminde inmiştir. 123 âyettir. Sûre, adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır.


وَكُلاًّ نَّقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنبَاء الرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِ فُؤَادَكَ وَجَاءكَ فِي هَذِهِ الْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿١٢٠﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

ve kullen nakussu aleyke min enbâi er rusuli nusebbitu bi-hi fuâde-ke ve câe-ke fî hâzihi el hakku ve mev'ızatun ve zikrâ li el muminîne
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
ve kullen ve hepsini, hepsi
nakussu anlattık, naklettik
aleyke sana
min enbâi haberlerden
er rusuli resûller
şey
nusebbitu sabitleştiririz, sağlamlaştırırız
bi-hi onunla
fuâde-ke senin kalbindeki idrak hassasını (fiziğin ötesine açık idrak)
ve câe-ke ve sana geldi
fî hâzihi bunda
el hakku hak
ve mev'ızatun ve öğüt
ve zikrâ ve zikir
li el muminîne mü'minler için, mü'minlere

Ve sana anlattığımız şeylerin hepsi, resûllerin haberlerindendir. Onlarla senin kalbindeki fuad hassasını (fiziğin ötesindeki idrak) sağlamlaştırırız. Ve bunda (bu haberlerde) sana hak, mü’minlere öğüt ve zikir geldi.

Hud Suresi 120. Ayeti Mustafa İslamoğlu Meali

Bak, elçilerin haberlerinden senin gönlünü takviye edecek olan kısmını sana aktarmış bulunuyoruz. Bu haberlerin içerisinde, hem sana hakikat hem de mü'minlere bir öğüt ve uyarı ulaşmış olmaktadır.

Mustafa İslamoğlu