Medine döneminde inmiştir. 120 âyettir. Sûre, adını 112. ve 114. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır.


قَالَ اللّهُ هَذَا يَوْمُ يَنفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَّضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ ﴿١١٩﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

kâle allâhu hâzâ yevmu yenfeu es sâdikîne sıdku-hum lehum cennâtun tecrî min tahti-hâ el enhâru hâlidîne fî-hâ ebeden radiya allâhu an-hum ve radû an-hu zâlike el fevzu el azîmu
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
kâle allâhu Allâh (cc.) dedi (buyurdu)
hâzâ yevmu bu gün
yenfeu es sâdikîne sâdıklara fayda verecek
sıdku-hum onların sadâkatları, doğrulukları
lehum cennâtun onlara, onlar için cennetler vardır
tecrî min tahti-hâ onun altından akar
el enhâru nehirler, ırmaklar
hâlidîne fî-hâ onun içinde, orada kalacak olanlar
ebeden ebediyyen, sonsuz
radiya allâhu Allâh (cc.) razı
an-hum onlardan
ve radû an-hu ve onlar ondan razılar
zâlike işte bu
el fevzu el azîmu en büyük fevz

Allahû Tealâ şöyle buyurdu; “Bugün sadıklara, sadâkatlarının kendilerine fayda vereceği bir gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî olarak kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah'tan râzı olmuşlardır. İşte bu, "Fevz-ül Azîm" dir (en büyük fevzdir).”

MÂİDE SURESİ 119. Ayeti Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Allah Teâlâ buyurdu ki: «Bu, sâdıklara sadâkatlarının faide vereceği bir gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır ki, onlar bunlarda ebedî olarak kalıcılardır. Allah Teâlâ onlardan razı olmuş, onlar da Allah Teâlâ'dan razı olmuşlardır. İşte bu, en büyük bir kurtuluştur.»

Ömer Nasuhi Bilmen