Mekke döneminde inmiştir. 118 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. “el-Mü’minûn”, mü’minler demektir.


وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ﴿٦٢﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

ve lâ nukellifu nefsen illâ vus'a-hâ ve ledeynâ kitâbun yantıku bi el hakkı ve hum lâ yuzlemûne
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
ve lâ nukellifu ve mükellef tutmayız
nefsen nefs, kişi, kimse
illâ ...'den başka, dışında
vus'a-hâ onun gücü, kapasitesi
ve ledeynâ ve katımızda, yanımızda, nezdimizde
kitâbun bir kitap
yantıku söyleyen, konuşan
bi el hakkı hakkı
ve hum ve onlar
lâ yuzlemûne zulmedilmez

Ve (hiç) kimseyi gücünün (kapasitesinin, yapabileceğinin) dışında (ötesinde) mükellef (sorumlu) tutmayız. Nezdimizde, hakkı söyleyen bir kitap (hayat filmi) vardır. Ve onlar zulmedilmezler.

MU'MİNÛN SURESİ 62. Ayeti Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve Biz bir kimseye tâkatinden başka bir şey ile teklifte bulunmayız ve Bizim katımızda bir kitap vardır ki, hakkı söyler ve onlar zulmolunmazlar.

Ömer Nasuhi Bilmen