Mekke döneminde inmiştir. 53 âyettir. Sûre, adını 38. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Şûrâ, danışma demektir.


وَمَا كَانَ لَهُم مِّنْ أَوْلِيَاء يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ اللَّهِ وَمَن يُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِن سَبِيلٍ ﴿٤٦﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

ve mâ kâne lehum min evliyâe yensurûne-hum min dûni allâhi ve men yudlili allâhu fe mâ lehu min sebîlin
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
ve mâ kâne ve olmadı, yoktur
lehum onlar için, onların
min evliyâe (velîlerden, dostlardan) bir dost
yensurûne-hum onlara yardım eder
min dûni allâhi Allah'tan başka
ve men ve kim, kimse
yudlili dalâlette bırakır
allâhu Allah
fe artık
mâ lehu onun için ... yoktur
min sebîlin bir yol

Ve onların, kendilerine yardım edecek Allah’tan başka dostları yoktur. Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir yol (kurtuluş) yoktur.

ŞÛRÂ SURESİ 46. Ayeti Kadri Çelik Meali

Onların Allah'ın dışında kendilerine yardım edecek velileri yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiç bir (çıkılacak) yol yoktur.

Kadri Çelik