Mekke döneminde inmiştir. 135 âyettir. Sûre, adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır.


قَالَ فَاذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِي الْحَيَاةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّنْ تُخْلَفَهُ وَانظُرْ إِلَى إِلَهِكَ الَّذِي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَّنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفًا ﴿٩٧﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

kâle fezheb (fe izheb) fe inne leke fî el hayâti en tekûle lâ misâse ve inne leke mev'ıden len tuhlefe-hu vanzur (ve unzur) ilâ ilâhi-ke ellezî zalte aleyhi âkifen le nuharrikanne-hu
(nuharrike enne-hu)
summe le nensifenne-hu
(nensife enne-hu)
fî el yemmi nesfen
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
kâle dedi
fezheb (fe izheb) artık git
fe o zaman, artık
inne muhakkak
leke senin için, sana, sen
fî el hayâti hayatta
en tekûle senin söylemen, demen
lâ misâse dokunmayın
ve inne ve muhakkak
leke senin için, sana
mev'ıden vaadedilen
len tuhlefe-hu asla hilâf olunmayacak, vazgeçilmeyecek
vanzur (ve unzur) ve bak
ilâ ilâhi-ke senin ilâhına
ellezî ki o
zalte sen ısrar ettin
aleyhi ona
âkifen kendini vakfeden, bağlı olan
le nuharrikanne-hu
(nuharrike enne-hu)
onu biz mutlaka, elbette yakacağız
summe sonra
le nensifenne-hu
(nensife enne-hu)
onu mutlaka, elbette savuracağız, toz haline getirip atacağız
fî el yemmi denizde, denize
nesfen toz haline getirerek, savurarak

(Musa A.S): “Artık git! Senin için (söz konusu olan), bütün hayatın boyunca “(bana) dokunmayın” demendir. Muhakkak ki senin için asla vazgeçilmeyecek bir vaad (ceza) vardır. Ve ona, ısrarla kendini vakfettiğin (taptığın) ilâhına bak! Onu mutlaka yakacağız. Sonra da elbette onu, toz haline getirerek (küllerini) savurup denize atacağız.” dedi.

TÂHÂ SURESİ 97. Ayeti Ömer Nasuhi Bilmen Meali

(Hazreti Mûsa da) dedi ki: «Çık git. Çünkü artık sana hayatta (bulundukça mukadder olan) dokunma yok demektir. Ve muhakkak ki, senin için bir va'de mahalli de vardır ki, ondan asla ayrılmayacaksın. Ve kendisine tapınıp durduğun tanrına da bak. Biz onu elbette ki yakacağız, sonra da onu denizde parça parça edip savuracağız.»

Ömer Nasuhi Bilmen