Son iki âyet hariç Medine döneminde, Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. 129 âyettir. Sûre, adını Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. âyetten almıştır. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. Başında besmele olmayan tek sûredir.


خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ﴿١٠٣﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

huz min emvâli-him sadakaten tutahhiru-hum ve tuzekkî-him bi-hâ ve salli aleyhim inne salâte-ke sekenun lehum ve allâhu semîun alîmun
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
huz al
min emvâli-him onların mallarından
sadakaten sadaka olarak
tutahhiru-hum onları temizle
ve tuzekkî-him ve onları tezkiye et
bi-hâ onunla
ve salli ve dua et
aleyhim onlara
inne muhakkak ki
salâte-ke senin duan
sekenun sekine, huzur, sukûn
lehum onlar için
ve allâhu ve Allah
semîun en iyi işiten
alîmun en iyi bilen

Onların mallarından sadaka olarak al ve onunla, onları temizle ve tezkiye et ve onlara dua et, muhakkak ki; senin duan onlar için bir sekînedir (sukûnettir). Ve Allah; Sem’î (en iyi işiten)dir, Alîm (en iyi bilen)dir.

TEVBE SURESİ 103. Ayeti Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Onların mallarından bir sadaka al, onunla kendilerini temizlemiş, tezkiye etmiş olursun. Ve onlara dua et, şüphe yok ki, senin duan onlar için bir sükûnettir ve Allah Teâlâ kemaliyle işiticidir, bilicidir.

Ömer Nasuhi Bilmen