Son iki âyet hariç Medine döneminde, Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. 129 âyettir. Sûre, adını Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. âyetten almıştır. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. Başında besmele olmayan tek sûredir.


وَعَدَ اللّهُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ أَكْبَرُ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ ﴿٧٢﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

vaadallâhu el mu'minîne ve el mu'minâti cennâtin tecrî min tahti-hâ el enhâru hâlidîne fî-hâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adnin ve rıdvânun min allâhi ekberu zâlike huve el fevzu el azîmu
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
vaadallâhu Allah vaadetti
el mu'minîne mü'min erkekler
ve el mu'minâti ve mü'min kadınlar
cennâtin cennetler
tecrî akar
min tahti-hâ onun altından
el enhâru nehirler
hâlidîne ebedî, devamlı (kalanlar)
fî-hâ orada
ve mesâkine ve meskenler, evler
tayyibeten helâl, güzel, temiz
fî cennâti adnin adn cennetleri içinde
ve rıdvânun ve bir rıza
min allâhi Allah'tan
ekberu en büyüktür (kebir = büyük)
zâlike işte
huve el fevzu el azîmu o en büyük kurtuluştur

Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara orada ebedî kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vaadetti. Adn cennetlerinde güzel meskenler (vardır). Ve (bunların) en büyüğü, Allah’tan bir rızadır (Allah’ın razı olmasıdır). İşte o, fevz-ül azîmdir (en büyük kurtuluştur).

TEVBE SURESİ 72. Ayeti Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Allah Teâlâ imân sahibi olan erkeklere ve kadınlara içinde ebedîyen kalıcılar olmak üzere altlarından ırmaklar akar cennetler ve Adn cennetlerinde pâk ikâmetgâhlar vaad buyurmuştur. Ve Allah Teâlâ tarafından olan bir rıza ise, daha büyüktür. İşte en büyük necât da budur.

Ömer Nasuhi Bilmen