40, 94, 95 ve 96. âyetler Medine döneminde, diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 109 âyettir.


إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا إِنَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ ﴿٤﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

ileyhi merciu-kum cemîan va'dallâhi (va'de allâhi) hakkan innehu yebdeu el halka summe yuîdu-hu li yecziye ellezîne âmenû ve amilû es sâlihâti bi el kıstı ve ellezîne keferû lehum şerâbun min hamîmin ve azâbun elîmun bimâ kânû yekfurûne
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
ileyhi ona
merciu-kum sizin dönüşünüz (dönüş yeriniz)
cemîan hepsi, topluca, toptan
va'dallâhi (va'de allâhi) Allah'ın vaadi
hakkan haktır, gerçektir
innehu muhakkak ki o
yebdeu el halka ilk olarak (örneksiz) yaratmaya başlar
summe sonra
yuîdu-hu ona döndürülür, iade olunur
li yecziye ödemek için, mükâfatını vermek için
ellezîne âmenû âmenû olan (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyen) kimseler
ve amilû es sâlihâti ve nefsi tezkiye edici ameller, salih ameller yapanlar
bi el kıstı adalet ile
ve ellezîne keferû ve inkâr eden kimseler
lehum onlar için
şerâbun bir içki, içecek bir şey
min hamîmin kaynar sudan
ve azâbun elîmun ve elim azab, acı azap
bimâ şey sebebiyle, dolayısıyla
kânû yekfurûne inkâr etmiş oldular, küfretmiş oldular

Hepinizin dönüşü O’nadır (dönüş yeriniz O’dur). Allah’ın vaadi haktır (gerçektir). Muhakkak ki O, ilk olarak (örneksiz) yaratmaya başlar. Ve sonra âmenû olanlar ve salih (nefs tezkiye edici) amel yapanlar, adaletle mükâfatını vermek için O’na iade olunur (döndürülür). Ve kâfir olanlar için inkâr etmiş olduklarından dolayı hamîmden (kaynar sudan) bir içecek ve elîm azap vardır.

YÛNUS SURESİ 4. Ayeti Ahmet Tekin Meali

Hepiniz hesap vermek üzere O’nun huzuruna götürüleceksiniz. Bu Allah’ın kesinlikle gerçekleştireceği bir va’didir. O mahlûkâtı ilk önce yoktan var ediyor, yaratmaya aralıksız devam ediyor.
Sonra, iman edenleri, sosyal adâleti, sosyal güvenliği temin etmek, refah payını artırarak toplumda dengeyi sağlamak maksadıyla, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenleri âdil bir şekilde mükâfatlandırmak için yeniden diriltiyor.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, kâfirlere, inkâr etmekte oldukları şeyler sebebiyle kaynar sudan bir içecek ve can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.

Ahmet Tekin