Kalem Suresi Mekke döneminde inmiştir. 52 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-Kalem” kelimesinden almıştır. “Nûn” sûresi diye de anılır.


هَمَّازٍ مَّشَّاء بِنَمِيمٍ ﴿١١﴾


Ayet Transkripsiyonu ve Sade Meali

hemmâzin meşşâin bi nemîmin
söz öbeklerinin üzerine farenizi sürükleyerek çevirilerini görebilirsiniz. Çevirileri tablo halinde görmek için buraya tıklayın
Kelime Türkçe karşılığı
hemmâzin çok ayıplayan, çok çekiştiren, devamlı kusur arayan
meşşâin dedikodu yapan, gammazlık kastiyle lâf taşıyan
bi nemîmin (arada götürülüp getirilen) söz, lâf

Devamlı kusur arayanlara, lâf taşıyanlara (itaat etme).

Kalem Suresi 11. Ayeti Karşılaştırmalı Mealleri

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Diyanet İşleri

Ayıp arayan, kovucu ve söz getirip götürücüyle.

Abdulbaki Gölpınarlı

(Herkesi) kötüleyen, söz götürüp getiren,

Adem Uğur

Alaycı, ayıplayan, laf taşıyan;

Ahmed Hulusi

Devamlı kusur arayan, laf götürüp getirenlere boyun eğme.

Ahmet Tekin

(Herkesi) ayıplayan, söz taşıyan,

Ahmet Varol

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),

Ali Bulaç

Çok ayıplayanı, koğuculukla gezeni...

Ali Fikri Yavuz

(10-14) Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asiri giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar disinda bir de soysuzlukla damgalanmis kimseye, mal ve ogullari vardir diye aldiris etmeyesin.

Bekir Sadak

(10-11-12-13-14) Çok yemin eden, değersiz alçak, kusur araştırıp leke süren, ikiyüzlülük edip söz götürüp getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları çiğneyen, günah işleyen, kaba ve şerefsiz ve sonra da soysuz olan hiçbir kimseye —mal ve oğullar sahibi de olsa— boyun eğme.

Celal Yıldırım

(10-14) Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

Diyanet İşleri (eski)

(10-14) (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Diyanet Vakfi

İftiracı, söz götürüp getiren,

Edip Yüksel

Gammaz, koğuculukla gezer

Elmalılı Hamdi Yazır

gammaz, koğuculukla gezer,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Herkesi kınayan, söz götürüp getiren.

Seyyid Kutub

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),

Gültekin Onan

(10-11-12-13) (Doğruya da, eğriye de) alabildiğine yemîn eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (ötekini berikini) dâima ayıblayan, (gammazlıkla) lâf getirib götürmiye koşan, (insanları) hayırdan durmayıb men'eyleyen aşırı zaalim, çok günahkâr, kaba, haşin, bütün bunlardan başka da kulağı kesik (damgalı soysuz) olan her kişiyi tanıma (onlara boyun eğme)!

Hasan Basri Çantay

(10-14) (Habîbim, yâ Muhammed!) Çok yemîn eden, aşağılık (kıymetli bir görüşe sâhib olmayan), dâimâ ayıplayan (insanların arkasından dudak büken), hep koğuculuk peşinde gezen, her zaman hayra mâni' olan, haddi aşan (hakkı çiğneyen), alabildiğine günahkâr, zorba; bun(lar)dan sonra (bir de) soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğullar sâhibi oldu diye itâat etme!

Hayrat Neşriyat

Daima ayıplayan ve laf getirip götürene.

İbni Kesir

(yahut) iğrenç dedikodular yapan iftiracıya,

Muhammed Esed

(10-12) Ve itaat gösterme her çok yemîn edene, âdî fikirli olana. Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene. Hayırdan men'e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana.

Ömer Nasuhi Bilmen

Daima kusur arayıp kınayana, söz götürüp getirene.

Ömer Öngüt

Ayıp arayana ve laf götürüp getirene..

Şaban Piriş

(10-16) Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda "Bu eski insanların masalları!" diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız.

Suat Yıldırım

Kötüleyip duran, söz götürüp getiren,

Süleyman Ateş

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan).

Tefhim-ul Kuran

Başkasını çekiştirene, söz taşıyana,

Ümit Şimşek

Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,

Yaşar Nuri Öztürk

ayıp arayan kovuculukla söz getirip götürenlere,

Abdullah Parlıyan

İğrenç dedikodular yapan iftiracıya da uyma!

Bayraktar Bayraklı

Ayıp arayıp kınayanlara, söz ve haber nakliyeciliği yapanlara,

Cemal Külünkoğlu

Alabildiğine ayıplayıp kötüleyene, söz getirip götürene.

Kadri Çelik

Başkalarını aşağılayan, insanların şerefiyle oynayan, söz getirip götüren,

Ali Ünal

Ayıplayıp duran, laf getirip götürene,

Harun Yıldırım

Arkadan çekiştirmek için mekik dokuyan arabozucuya (da)!

Mustafa İslamoğlu

Işi gücü birilerini çekiştirmek olan dedikoducuya.

Sadık Türkmen

Dedi kodu yapıp onu bunu çekiştirip dolaşana.

İlyas Yorulmaz

Devamlı kusur arayanlara, lâf taşıyanlara (itaat etme).

İmam İskender Ali Mihr