Mekke döneminde inmiştir. 17 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “et-Târık” kelimesinden almıştır. Târık, şiddetle çarpan, vuran, gece gelen şey demektir.

وَالسَّمَاء وَالطَّارِقِ ﴿١﴾

86/Tarik Suresi-1 (Meâlleri Kıyasla): Ves semâi vet târık(târıkı).

(1-4) Göğe ve Târık'a yemin olsun. Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin? Parlayan yıldızdır. Hiçbir kimse yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın. [744][745]

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ ﴿٢﴾

86/Tarik Suresi-2 (Meâlleri Kıyasla): Ve mâ edrâke mât târık(târıku).

(1-4) Göğe ve Târık'a yemin olsun. Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin? Parlayan yıldızdır. Hiçbir kimse yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın. [744][745]

النَّجْمُ الثَّاقِبُ ﴿٣﴾

86/Tarik Suresi-3 (Meâlleri Kıyasla): En necmus sâkıb(sâkıbu).

(1-4) Göğe ve Târık'a yemin olsun. Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin? Parlayan yıldızdır. Hiçbir kimse yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın. [744][745]

إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ ﴿٤﴾

86/Tarik Suresi-4 (Meâlleri Kıyasla): İn kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfız(hâfızun).

(1-4) Göğe ve Târık'a yemin olsun. Târık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin? Parlayan yıldızdır. Hiçbir kimse yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın. [744][745]

فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ مِمَّ خُلِقَ ﴿٥﴾

86/Tarik Suresi-5 (Meâlleri Kıyasla): Felyanzuril insânu mimme hulıka.

İnsan nereden yaratıldığına bir baksın.[746]

خُلِقَ مِن مَّاء دَافِقٍ ﴿٦﴾

86/Tarik Suresi-6 (Meâlleri Kıyasla): Hulika min mâin dâfikın.

Atılan bir sudan yaratılmıştır.

يَخْرُجُ مِن بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ ﴿٧﴾

86/Tarik Suresi-7 (Meâlleri Kıyasla): Yahrucu min beynis sulbi vet terâib(terâibi).

O su, erkeğin belinden, kadının leğen kemiğinden çıkmaktadır.

إِنَّهُ عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ ﴿٨﴾

86/Tarik Suresi-8 (Meâlleri Kıyasla): İnnehu alâ rac’ıhî le kâdir(kâdirun).

Şüphesiz Allah'ın, insanı öldükten sonra diriltmeye de gücü yeter.

يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ ﴿٩﴾

86/Tarik Suresi-9 (Meâlleri Kıyasla): Yevme tubles serâir(serâiru).

(9-10) Bütün sırların ortaya serileceği o gün, insanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı olacaktır.

فَمَا لَهُ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ ﴿١٠﴾

86/Tarik Suresi-10 (Meâlleri Kıyasla): Fe mâ lehu min kuvvetin ve lâ nâsır(nâsırın).

(9-10) Bütün sırların ortaya serileceği o gün, insanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı olacaktır.

وَالسَّمَاء ذَاتِ الرَّجْعِ ﴿١١﴾

86/Tarik Suresi-11 (Meâlleri Kıyasla): Ves semâi zâtir rac’ı.

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]

وَالْأَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِ ﴿١٢﴾

86/Tarik Suresi-12 (Meâlleri Kıyasla): Vel ardı zâtis sad’ı.

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]

إِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌ ﴿١٣﴾

86/Tarik Suresi-13 (Meâlleri Kıyasla): İnnehu le kavlun faslun.

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]

وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ ﴿١٤﴾

86/Tarik Suresi-14 (Meâlleri Kıyasla): Ve mâ huve bil hezli.

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]

إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا ﴿١٥﴾

86/Tarik Suresi-15 (Meâlleri Kıyasla): İnnehum yekîdûne keydâ(keyden).

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]

وَأَكِيدُ كَيْدًا ﴿١٦﴾

86/Tarik Suresi-16 (Meâlleri Kıyasla): Ve ekîdu keydâ(keyden).

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]

فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا ﴿١٧﴾

86/Tarik Suresi-17 (Meâlleri Kıyasla): Fe mehhilil kâfirîne emhilhum ruveydâ(ruveyden).

(11-17) Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]