Mekke döneminde inmiştir. 15 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “eş-Şems” kelimesinden almıştır. Şems, güneş demektir.

وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا ﴿١﴾

91/Sems Suresi-1 (Meâlleri Kıyasla): Veş şemsi ve duhâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا ﴿٢﴾

91/Sems Suresi-2 (Meâlleri Kıyasla): Vel kameri izâ telâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

وَالنَّهَارِ إِذَا جَلَّاهَا ﴿٣﴾

91/Sems Suresi-3 (Meâlleri Kıyasla): Ven nehâri izâ cellâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَاهَا ﴿٤﴾

91/Sems Suresi-4 (Meâlleri Kıyasla): Vel leyli izâ yagşâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

وَالسَّمَاء وَمَا بَنَاهَا ﴿٥﴾

91/Sems Suresi-5 (Meâlleri Kıyasla): Ves semâi ve mâ benâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

وَالْأَرْضِ وَمَا طَحَاهَا ﴿٦﴾

91/Sems Suresi-6 (Meâlleri Kıyasla): Vel ardı ve mâ tahâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا ﴿٧﴾

91/Sems Suresi-7 (Meâlleri Kıyasla): Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا ﴿٨﴾

91/Sems Suresi-8 (Meâlleri Kıyasla): Fe elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ.

(1-8) Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]

قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّاهَا ﴿٩﴾

91/Sems Suresi-9 (Meâlleri Kıyasla): Kad efleha men zekkâhâ.

(9-10) Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.

وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّاهَا ﴿١٠﴾

91/Sems Suresi-10 (Meâlleri Kıyasla): Ve kad hâbe men dessâhâ.

(9-10) Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsini karanlığa gömen ise kayıptadır.

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَاهَا ﴿١١﴾

91/Sems Suresi-11 (Meâlleri Kıyasla): Kezzebet semûdu bi tagvâhâ.

Semûd toplumu, azgınlığı nedeniyle yalanladı.[764]

إِذِ انبَعَثَ أَشْقَاهَا ﴿١٢﴾

91/Sems Suresi-12 (Meâlleri Kıyasla): İzinbease eşkâhâ.

(12-13) En azgınları ileri atıldığında, Allah'ın peygamberi onlara, “Allah'ın devesini bırakınız, onun su içmesine engel olmaktan sakınınız” demişti.

فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ نَاقَةَ اللَّهِ وَسُقْيَاهَا ﴿١٣﴾

91/Sems Suresi-13 (Meâlleri Kıyasla): Fe kâle lehum resûlullâhi nâkatallâhi ve sukyâhâ.

(12-13) En azgınları ileri atıldığında, Allah'ın peygamberi onlara, “Allah'ın devesini bırakınız, onun su içmesine engel olmaktan sakınınız” demişti.

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنبِهِمْ فَسَوَّاهَا ﴿١٤﴾

91/Sems Suresi-14 (Meâlleri Kıyasla): Fe kezzebûhu fe akarûhâ fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvâhâ.

Buna rağmen peygamberi yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri, günahlarından dolayı ülkelerini harap edip yerle bir etti.

وَلَا يَخَافُ عُقْبَاهَا ﴿١٥﴾

91/Sems Suresi-15 (Meâlleri Kıyasla): Ve lâ yehâfu ukbâhâ.

Çünkü onların hiçbiri, başlarına gelecek şeyin korkusunu taşımıyordu.[765]